27 Ocak 2014 Pazartesi

Hiper Tansiyon

Başlık biraz ürkütücü olabilir ama gerçekten yüksek tansiyon gizli katildir.

Birçoğumuzun farkında bile olmadığı ve hayatımızı ciddi şekilde tehdit eden hipertansiyon!
Kalp hastalıklarından tüm dünya da yüksek oranda ölüm meydana gelmektedir.
Kalp damar hastalıklarından ölüm 1.sıradadıır. Hiper tansiyon dünya sağlık örgütüne göre (WHO) en öldürücü üçüncü hastalıktır.

İnme, kalp yetersizliği, miyokard infarktörü perifenik damar hastalık ve son dönem böbrek yetmezliği gibi kardiyovasküler hastalıklar için hiper tansiyon en yaygın düzeltilebilir risk faktörüdür.

Hipertansiyonda 3 adet hedef organ vardır. Bunlar; beyin, kalp ve böbreklerdir. Kontrol altına alınmayan ve uygun tedavi görmeyen hastalıklarda hipertansiyon beyinde hasar yaparak felçlere ve beyin kanamalarına, kalbe de hasar yaparak kalp krizlerine, kalp büyümesine ve ritm bozukluklarına, böbrekler de hasar yaparak böbrek yetmezliğine sebep olmaktadır.

Felç veya inme yaptığında ömür boyu malul bir insan, kalp krizi yaptığında yaşam boyu normal performansı düşük bir kişi, böbrek yetersizliği yaptığında hemodiyalize bağlı yaşam kalitesi en düşük seviyede kişilere sebep olmaktadır. Halbuki yüksek tansiyon iyi kontrol edilirse kişi tüm yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirmekte ve yaşam kalitesinde en ufak bir düşüş olmadan, mutlu yaşama şansına sahip olmaktadır.

Yoğun bakıma yatan hastaların %50’sinden fazlasında neden, kontrol altına alınamayan yüksek tansiyondur.

Gelişmiş ülkelerde dahil maalesef yüksek tansiyonlu hastaların %50’si hastalığını bilmemektedir. Bilenlerin %50’si düzenli ilaç kullanmamaktadır.
İlaç kullananların da %50’si uygun tedavi görmemektedir. Bundan çıkan; tansiyon hastalarının sadece %12.5’inin uygun takip ve tedavilerinin yapılmadığıdır.
Tansiyon tedavisi kişinin yaşına, cinsiyetine, komplikasyonu veya başka hastalıkların oluşu olmamasına göre değişiklik gösterir. Asla benim tansiyonuma bu ilaç iyi geldi, sende bunu dene diye tavsiye edilen ilacı kullanmamalıdır.

Mutlak suretle öncelikle uzman bir hekim tarafından ön tetkikler yapılmalı, müteaddit depolar tansiyon ölçülmeli, gerekirse tansiyon holteri takılarak kişi en az 2 saat izlenmeli ve tedavi planı buna göre yazılmalıdır. Yüksek tansiyonluların çoğunluğunda  eşlik eden şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi hastalıklar beraber bulunur. Bunlara artık metabolik sendrom denmektedir.
Daha açık bir ifade ile hipertansiyon metabolizma bozukluğu, obezite yani şişmanlıkla birlikte ise metabolik sendrom olarak değerlendirilir ve daha komplike bir tedavi gerekir.
Gelişmiş ülkelerde yetişkinlerde hipertansiyon görülme oranı %25-55 arasındadır.
Avrupa ülkelerinde, ABD ve Kanada %44.2 iken , Kuzey Amerika’da %27.6 bulunmuştur.
Ülkemize yapılan çalışmalarda erişkin nüfusta oran %33.7 bulunmuştur. Yaş ilerledikçe oran %40 ‘ların üzerine çıkmaktadır. 70’li yaşlardan sonra bu oran %60’ların üzerine çıkmaktadır.

Ortalama yaşam süreleri tıptaki gelişmelere ve yeni tedavi metodları ile arttığını, erkeklerde 76, kadınlarda 80’lerin üzerine çıktığını düşünürek tek bir gün her canlı hipertansiyonu tadacaktır diyebiliriz.